17 Ağustos 2016 Çarşamba

Gürleyik Kanyonu


Cumartesi akşam sularında arayan bir arkadaşımın " Hadi yarın Gürleyik Kanyonu'na gidelim! " demesi üzerine başlayan bir maceradır.

Pazar sabahı 07:15 gibi yola çıktık ve saat 10:00 gibi Eskişehir il sınırları içinde kalan fakat Ankara'dan önce Beypazarı Nallıhan istikametine ( burada daha önce hiç gelmediğim bir kuş cenneti de bulunmakta; - Davutoğlan Kuş Cenneti - aslına bakarsanız doğasından çok etkilendiğimi söyleyebilirim. ) doğru ilerliyorsunuz...

Arabadan ancak bu kadar çekebildim...
Nallıhan'a gelmeden Mihalcik ayrımından dönerek gürleyik köyü ve kanyonu'na ulaşabilirsiniz... bir google görüntüsü ile daha net anlatabilirim sanıyorum...


Gürleyik Köyüne gelince Köyün içlerine ilerleyip yol üzerinde sağ tarafınızda kalacak şekilde Gürleyik Kanyonu girişini görebilirsiniz. Kanyon giriş ücreti kişi başı 3 lira. Kanyona girer girmez piknik yapan insanlar gözünüze çarpıyor. Çünkü bu kanyonun ilk başları bu civarda yaşayanlar veya günü birlik gelenler için piknik alanı olarak kullanıyor... Ben ve grup arkadaşlarım su içerisinden ilerlemeyi tercih ettiğimiz için piknik alanına ulaşılmasını sağlayan tahta bir köprünün hemen ayağından suya girdik fakat isteyen piknik yapılan bölgeyi geçip daha sonrasında çok yakın olan çağlayanın oraya kadar yürüdükten sonra suya girebilirler... Buraya gelen insanlarda gördüğüm kadarı ile öyle yapıyorlar... Yine aynı bölgede kaya inişi de yapıldığı için bu bölgede insan nüfusu biraz fazla malum... Resimlerden de anlaşılabileceği gibi... Fakat bu bölgenin hemen sonunda kimsecikler kalmıyor... Ve kanyon yürüyüşü buradan sonra başlıyor da denilebilir...

Burada durum bu... :)
Gürleyik kanyonu akıntının tersine yürüdüğünüz ve 7 km olduğu söylenen bir kanyon. ( ölçme fırsatımız olmadığı için internet üzerinden baktığım sayfalar öyle olduğunu söylüyor. ) Fakat su o kadar berrak ki yürürken önünüze çıkan veya çıkabilecek tüm taş, kaya vb. her şeyi görebiliyorsunuz. Böylelikle ayağınızı vurma riski yaralanma riski de biraz olsun azalıyor. Bu arada Gürleyik Kanyonu ile ilgili internet ortamında araştırma yaptığımda buranın çok zorlu bir kanyon olduğu vb. gibi bilgiler bulunuyor. Bu durum tartışılır fakat 15 kişilik bir grup ile ( aralarında bayanların olduğu ve çoğumuzun masa başı işlerde çalıştığını düşünürseniz ) rahat bir şekilde tamamladık.


Kanyonda ilerledikçe ilk olarak orta büyüklükte bir şelale ile karşılaştık... Burada şelaleyi tırmanmayı düşünmediğimiz için önce şelalenin altına gidip eğlendikten sonra hemen yanında yoldan şelalenin üzerine ulaştık. Fakat şelalenin altında bulunan ufak bir oyuk dinlenmek için çok ideal bence mutlaka oraya uğrayın hazır oralara gitmişken :) Su sesi harika...


Şelaleden sonra ise kanyon ufak tefek tırmanılacak yerler ile devam ediyor... Kanyonun sonuna gelmeden hemen önce iki ağaç üzerine yazılmış çıkış yazısı ile karşılaşıyorsunuz ve sudan çıkıp orada bulunan keçi yolunu yürüdükten sonra bir su arkına ulaşmayı başarıyorsunuz. Su arkı aynı zamanda kanyonun sonu. Ve burada bir de göl bulunuyor. Bu gölde yürüyüş esnasındaki çalı çırpı vb. gibi şeylerden kurtulabilir ve soğuk su eşliğinde üzerinizdeki yorgunluğu atabilirsiniz...

dışarıdan içerisi - içeriden dışarısı
Sonuç itibari ile Gürleyik Kanyonu; yaklaşık olarak 4 saat süren, baş kısımları piknik yapan insanların olmasından dolayı biraz kalabalık, yüzmesi, yürümesi çok keyifli, mevcut çağlayanları ile görsel açıdan çok güzel olan ve keyifli vakit geçirebilecek bir kanyon...

14 Temmuz 2016 Perşembe

Köroğlu Dağı Zirve Yürüyüşü

Her şey Dicle'nin kamp yapalım mı? demesi ile başladı....

Bolu İlinin süper bir ilçesi olan Kıbrıscık' da bulunan Köroğlu Dağları... Kendisi 2499 mt. yükseklik ve hiç yabana atılmayacak bir eğime sahiptir...


9 Temmuz 2016 tarihinde Ankara' dan sabah saatlerinde hareket ettik. Yolumuza Beypazarı'na gelmeden hemen önceki ( inözü vadisine de aynı yoldan gidiliyor ) Kıbrıscık ayrımından dönerek yola devam ettik ve bir , bir buçuk saat sonra Kıbrıscık İlçesine vardık.

Kıbrıscık ile ilgili detaylı bilgiyi - http://www.kibriscik.gov.tr/anasayfam - adresinden bulabilirsiniz. İnsanının ve doğasının güzel olduğu ender ilçelerden birisi benim için... Bu şirin ilçeden kamp için gerekli yiyecek ve içecek malzemelerini aldıktan sonra yaklaşık 12 km olan ve zeminin bozuk olması nedeni ile yarım saat sürecek yolda ilerleyerek kalacağımız Karadoğan yaylasına ulaştık. Çadırımızı kurduktan sonra kamp zamanımızın da az olduğunu göz önünde bulundurarak, Köroğlu Dağının komşusu olan Bakacak Dağı ( 2150 mt. ) zirvesine Köroğlu Zirvesi öncesi alıştırma amacı ile çıkmaya karar verdik.


Bakacak dağı manzarası ve gözetleme kulesindeki abi ile mükemmel bir yer... Lakin benim kondisyon ve tecrübe eksikliğim hemen belli oldu... Köroğlu Zirve yürüyüşü ile ilgili zaman planlamasını yaptıktan sonra günü bitirdik.

Sabah 05;00 de uyandığımızda ise manzara günün güzel geçeceğinin habercisi idi....


Bulunduğumuz noktadan zirve noktası 8,5 km olmasına ramen benim kondisyonsuzluğum ve hava sıcaklığını düşündüğümüzde erkenden yola koyulduk. Tabi bir kaç ay sonra katılacağımız Solomon Kapodokya yarışını da düşününce bize güzel bir antrenmanda olacaktı bu tırmanış... ilk birkaç kilometre koştuktan sonra yamaçta tırmanmaya başladık. Dicle uçup gitti ve ben ise sürüne sürüne ( bir iki kez bırakmayı bile düşündüğümü söyleyebilirim... ) çıkmayı başardım. Fakat şunu da itiraf etmeliyim ki bir ara kalbim beynimde atıyor gibi idi... Hatta Dicle'nin gördüğü kadarı ile ; yorgunluktan biraz dinlenmek için durduğumda üzerimde atmacalar geziyormuş. Öleceğimi sandı hayvanlar galiba :) neyse ki kazasız belasız atlattık ve zirveye ulaştık. Benim için çok zor oldu demiş miydim... :)



Resimlerden de anlayacağınız üzere biraz yamuldum :) ama ne yapalım gülü seven dikenine katlanır... Bu arada eğer buralara gelir ve Köroğlu Zirve yürüyüşü yaparsanız orada Zirvede bir Köroğlu pınarı bulunmakta ne yazık ki resmini çekemedim ( çok yorgundum. ) mutlaka oradan su için mükemmel bir suyu var... Ve aşağıda kamp yapacağınız alana yakın bir nehir bulunmakta ve yorgunluk için buz gibi suyu ile bire bir... Bu arada saat 10 buçuk gibi kamp alanımıza dönebildik...  

Benim ilk zirve yürüyüşüm işte böyle idi... 102 kg bir adam için fena sayılmaz... Umarım hayaller gerçeğe dönüşür - kilo olarak daha aşağılara inebilirim - ve bir daha ki geldiğimde zirvede çay yapıp manzara eşliğinde yudumlarım... 

12 Temmuz 2016 Salı

Başlangıç

Aslında birkaç ay önce başlamış olduğum kilo verme serüvenimi an itibari ile ölümsüzleştirmek istemem sonucunda oluşturulan bir blog sayfasıdır... 

104,2 olan kilomun sonucunda ( hayatımda hiç o kilolara çıkmamıştım ) sabahları yataktan kalktıktan sonra çoraplarımı giyerken çekmiş olduğum zorlukların artık yeterli olduğunu düşünerek atıldım bu serüvene.... Şu an 99 ile 99,5 arasında gidip gelen ( günlük yediklerim ile doğru orantıda olan ) bir kilom var ve hala çoraplarımı yeterli rahatlıkla giyemiyorum... 

Hedefte ise 80'lere inmek var. Hani 80 dedikse 89 da benimdir... Çokta iyidir...